Mustafa Hoca’nın İşi Çok Zor

Written by Güçlü Gönüleri. Posted in GS Futbol

Dün akşam Galatasaray’ın gol yediği pozisyonu biraz detaylıca anlatarak başlamak istiyorum.

Rakip oyuncu orta yapmaya hazırlanırken karşısında Sabri var. Sabri rakibinin hamle yapmasını bekliyor. Daha önce bu satırlarda defalarca okuduğunuz cümleyi tekrar etmek zorundayım, lütfen kusura bakmayın: “Sabri savunma görevini yerine getiremiyor. Önündeki hücum oyuncusuna orta yaptırmaması gerektiğinin farkında bile değil…”. Dün de aynı şekilde rakibi rahatsız etmeksizin izlemeye devam etti, yapılan orta tek vuruşta golle sonuçlandı. Tek suçlu Sabri değil yanlış anlaşılmasın, devam ediyorum. Pozisyon gereği, sağ stoper oynayan Semih Sabri’nin boş kalan alanına doğru inip altıpasın köşesinde pozisyon alıyor. Hakan Balta rakip santrforla beraber ortaya doğru kaymış. Arkasına sızan oyuncunun yanına da doğal olarak Olcan geliyor. Buraya kadar herşey normal görünüyor, normal olmayansa Yasin’in ceza sahasına kadar gelmesine rağmen Olcan’ın boşluğunu doldurmaya gerek görmemesi.

Kral Çıplak

Written by Güçlü Gönüleri. Posted in GS Futbol

IMG_0456

Hamza Hamzaoğlu’nun ayrılışını takiben oynanan son iki karşılaşma bu sezon Galatasaray’ın ne kadar kötü antrene edildiğinin çok net örnekleri oldu. Hele bir de üzerine Sneijder “Kral çıplak” deyince insanların gözü daha da açıldı, gerçeği daha iyi görmeye başladılar. 

Hepimiz biliyoruz ki G.Saray içeride Atletico’ya kaybettikten sonra Astana’yı deplasmanda yenemediği gün Şampiyonlar Ligi’ne veda etmişti. Benfica deplasmanında bir kez daha şans önüne geldi ama bugün daha iyi anladığımız “yetersizlik” durumu o şansın değerlendirilmesine olanak tanımadı. O yüzden Madrid deplasmanından hiç bir beklentim yoktu. Hele buna bir önceki maçta Burak ve Selçuk’un gördüğü ucuz kartlar eklendiğinde takımın da bir beklentisi olmadığı hissine kapılmıştım. Ancak sahaya sürülen kadroyu görünce şaşkınlığım daha da arttı. Hafta sonu alınan beraberliğin başta gelen sorumlularından Semih ve Sabri’yi ilk onbire koymak, orta sahada direncine, dinamizmine en çok ihtiyaç duyacağımız Jose’yi kenarda tutup Bilal-Jem ikilisini sahaya sürmek bir intihardı. Hele Denayer sakatlanıp çıkınca bir ara orta dörtlü soldan sağa şu şekildeydi: Yasin, Jem, Bilal, Olcan. Bu dörtlü ile değil Madrid deplasmanında Türkiye Kupası’nda 3. ligten bir rakip karşısında bile maç kazanamazsınız. Kadroyu Taffarel mi yapiyor bir baskasi mi bilemiyorum ama her kim yaptıysa teknik direktörlük mesleğinde bir geleceğe sahip olması biraz zor olacak gibi görünüyor. 

Galatasaray’ın Avrupa kupalarında oynadığı en kötü futbol Çarşamba gecesi izlediğimiz futbol olabilir. Bu takımın fizik gücü yok, bir taktiği yok, eski hocanın eleştirdiği Podolski ve Sneijder dışında bir tek Muslera’sı var. En pozitif bakış açısıyla yaklaşırsanız buna yerlilerden Selçuk, Hakan ve Olcan’ı ekleyebilirsiniz. 

Onlarca hatasını sayabileceğim Dursun Özbek yönetiminin belki de en doğru kararı Hamza Hamzaoğlu ile yolları ayırmaktı. Aynı şekilde -yüksek maliyetine rağmen- Mustafa Denizli’yi göreve getirmek de. Mustafa Hoca kısa sürede takıma moral desteği sağlayacaktır. Ardından hak eden oyunculara bir taktik çerçevesinde formayı vererek saha içi verimi de yükseltecektir. 

Evet şu an Galatasaray ümit vermiyor ve çöküşe geçmiş gibi görünüyor olabilir ancak kısa sürede ivmenin yukarı doğru döneceğine inanıyorum. Karanlık sayfaları kapatıp gelecek için beyaz bir sayfa açmanın vakti geldi. Taraftar devre arasına girene kadar inanıyorum ki takıma ve Mustafa Hoca’ya gereken desteği verecektir. Devre arasında da yönetim kendi üstüne düşeni yapıp takımın ihtiyacı olan transferleri mutlaka gerçekleştirmeli. 

Karanlık Tablo

Written by Güçlü Gönüleri. Posted in GS Futbol

Maçın G.Saray adına tek iyi ismi Selçuk İnan'dı.

Haftanın olayı Hamza Hamzaoğlu ile yolların ayrılmasından sonra Galatasaray’ın Galatasaraylı futbolcuların Antalyaspor karşısında ne yapacağı çok büyük bir merak konusuydu. Skordan da anlaşıldığı üzere eskisi gibiydiler, bolca hata dışında başka da hiç bir şey yapmadılar.

Sahada ısınan kadroyu gördüğümde aklıma ilk olarak “Acaba bu kadroyu kim yaptı?” sorusu geldi. Hamza Hamzaoğlu’nun prenslerinden Umut cezası nedeniyle kadroda yer alamazken, Sabri, Bilal ve Chedjou ise kulübedeydi. Ya Taffarel bir yıldır beraber çalıştığı Hamza Hoca ile şimdiye kadarki oyuncu tercihlerinde onunla hemfikir değildi ya da kadroyu kendisi değil de başka birileri yaptı.

İki Hata

Written by Güçlü Gönüleri. Posted in GS Futbol

Yasin'in kaçırdığı gol

Benfica galibiyeti sonrası söylemiştim, bu galibiyet bir şey ifade etmiyor, daha doğrusu gruptan çıkmaya yetmiyor. Benfica’yı deplasmanda da yenmek gerekiyor (ya da alternatif olarak Atletico’yu). Dün Hamza Hoca’nın sahaya sürdüğü onbiri görünce umutlandım. Oyuncuların form durumları ve yetenekleri kapsamında bana göre en ideal onbiri sahaya sürmüştü Hoca.

Atletico’nun Astana deplasmanında puan bırakması bizden çok rakibin iştahını artırmıştı. Beklendiği gibi baskılı başladılar. Oyunu Galatasaray sahamıza yıktılar. Bu süreyi sakin ve hatasız götürmek önemliydi. Bu tür maçları stratejiyle kazanırsınız, top yekün rakibin üstüne gidecek kadro yok şu an G.Saray’da. İlk yarıda rakibi durdurmak, onları bozmak, strese sokmak en doğru işti. Bunu da mükemmele yakın başardığımızı söyleyebilirim.

Diğer yandan sıkıntılı giden bir şey yok muydu derseniz de çoktu derim. Örneğin Sabri hücum etkinliği sebebiyle sağ önde oynarken rakip ataklarda hiç sağ bek mevkiine yardıma gelmedi. Sol öne geçtiğinde de yardıma gelmedi geriye. Sabri’de ciddi olarak bu savunma dönüşlerinde bir isteksizlik, bir umursamazlık görünüyor. Bütün enerjisini hücuma harcadığı için olabilir. Konuya dönecek olursak Sabri destek vermediği için Denayer Gaitan gibi bir oyuncuyla ve diğer rakipleriyle çok fazla geniş alanda bire bir kaldı. Bu pozisyonlarda da rakiplerine çok kolay geçildi. O bölgede Selçuk ve Chedjou’nun katkıları da yetersiz olunca Denayer dün akşam bekleneni veremedi.

Hücum anlamında ise bir türlü Burak’a iyi top taşıyamadık, onu oyunun içine sokamadık. Rakibin uzun defans oyuncularının arasında topu yere indirdiğimiz anlarda başarılı olmamıza rağmen Burak’a yüksek toplar attık. Burak da kötü gününde olduğunu sorumsuzca gördüğü sarı kartla gösterdi. 45. dakikada ikinci sarı karttan atılmamış olması da dün için bir şans kabul edilebilirdi.

İkinci yarıda G.Saray bir 15 dakika daha aynı direnci gösterebilirse kenardan yapılacak müdehalelerle galibiyet yolunun açılabileceğini düşünüyordum. Ancak rakibin attığı ilk gol büyük sürpriz oldu. Korner atışında her ne kadar G.Saraylı oyuncular ceza sahası içerisinde alan parselasyonunu iyi yapmış gibi görünselerde çakılı oldukları için kalabalığa rağmen amatör takımların yemeyeceği golleri yiyorlar.Tüm takım duruyor kimse topa hamle yapmıyor.

Bu platformda bu seviyede yenecek goller değil bunlar derken Podolski’nin erken gelen golü Benfica’ya İstanbul’daki maçı anımsatmış olacakki bir anda dağıldılar. G.Saraylı oyuncular yere daha sağlam basmaya başladılar. Maçın ihtiyacı çok belliydi, taşıyacağı toplarla rakibi iyice kendi sahasına çekecek, hataya yapmaya zorlayacak bir isim olan Yasin’in sahaya girmesi. İster kötü gününde olan Burak’ı çıkarın, ister kanat hücumlarda beklenen verimi sağlayamayan Sabri’yi çıkarın ama Yasin’i o dakikada sahaya sürmek çok önemliydi.

Ama daha önce bu konuda çokça eleştirdiğimiz Hamza Hoca bir kez daha bekledi, bekledi ve bir kez daha gecikti. Çünkü Benfica attığı golün bir kopyası bir kez daha G.Saray ağlarına gönderdi ve momentumu kendi lehine çevirdi. O dakikadan sonra yapılan değişiklikte takım iyice bocaladı. Emre ve Umut oyuna girine kadar geçen beş dakikalık kısımda tam bir Benfica hakimiyeti vardı.

Geri kalan 15 dakikada G.Saray rakip kalede baskı kurmaya çalıştı. Ancak o dakikadan itibaren Benfica hızlı çıktığı ataklarda G.Saray savunmasını az adamla yakaladı ve birbirinden net gol pozisyonları bulmaya başladı. Bunların hepsinde Muslera insanüstü bir gayretle başarı gösterdi ve skorun daha fazla açılmasına mani oldu.

Yasin'

Son dakikada kaçırılan gole değinmemek olmaz. Yasin bomboş kaleye tek vuruş yapması gerekirken anlamsızca topu kontrol etmeye çalıştı, onu da beceremeyip topu ayağından açınca gol vuruşu şansını kaybetti. Yasin o pozisyonu golle sonuçlandırsaydı G.Saray gruptan çıkma adına belki çok önemli bir gelişme kaydetmemiş olacaktı ama umutlarını son iki haftaya taşımayı başarmış olacaktı. Aynı zamanda oynadığı son 3 maçla da kaybetmeyi kabul etmeyen bir takım kimliği kazandığını skora yansıtacaktı. Öyle olmadı.

İlk maçta iç sahada Atletico Madrid karşısında alınan mağlubiyeti takiben Astana deplasmanında puan bırakılması (yine Hamza Hoca’nın maçı seyretmeye dalıp hamle yapmakta geciktiği bir maçtı) Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ne vedası anlamına geliyordu. Bu dezavantajdan dönebilmek için tek şans Benfica ve Atletico deplasmanlarından en az bir galibiyet çıkarabilmekti. Bunun için ideal deplasman Portekiz’di. Bu şansı kullanamadı G.Saray. Selçuk ve Burak’ın yokluğunda İspanya’da galibiyet gibi bir ihtimali çok akla yakın görmüyorum maalesef.

Bundan sonraki hesaplar Avrupa Ligi düşünülerek yapılacaktır. Her ne kadar bir Grosskreutz takviyesi yapılmış olsa da bu takımın bir santrfor ihtiyacı var. Hamza Hoca sezon başında ısrarla Niasse dışında hiç bir ismi kabul etmemişti hatırlarsanız, Burak’ın morali bozulmasın demişti. Ama bu takımın direkt oynayacak bir yabancı santrfora gereksinimi var. Umarım yönetim bu kez işi sıkı tutar son dakikaya kaçırıp bir önceki beceriksizlik örneğini tekrarlamaz.

Hamza Hoca doğru kadroyu sahaya sürdü belki ama oyunu bir kez daha iyi okuyamadı. Gerekli müdehaleyi yapmakta gecikti. Eğer bir takım yan topta böyle bir gol yiyorsa bunu öncelikle bireysel hata deyip geçiştirebilirsiniz, kabullenmeyebilirsiniz belki. Ama aynı golü 10 dakika sonra bir daha yiyorsa artık bu bireysel hatanın ötesinde bir şeydir. Bu konuda iyi çalışılmadığının bir göstergesidir. Daha önce de benzer pozisyonlar verilmiş, şans takımın yanında olmuştu. Hep söylediğimiz Avrupa’da bunları affetmezler dediğimiz klişe dün gece gerçek oldu ve Benfica bu iki hatayı affetmedi ve yoluna Şampiyonlar Ligi’nde devam edecek.

Başlıktaki İki Hata’yı ister bu iki kornerden yenen gol pozisyonuna bağlayın, ister yönetimin yapmadığı ön libero ve santrfor transferlerine, ister Hamza Hoca’nın Sabri’nin geri dönmeyişleri sebebiyle Denayer’in tek kalarak yıpranmasını seyredişiyle, oyuna müdehalede geç kalıp ayağına kadar gelen maçı kaybetmesine, isterseniz de son dakikadaki pozisyonda önce Umut’un sonra Yasin’in o pozisyonu golle sonuçlandıramayışına. Tercih sizin…

Dört Dörtlük Galatasaray

Written by Güçlü Gönüleri. Posted in GS Futbol

Selçuk Olcan Semih gol sevinci

Benfica maçı öncesi Eskişehir mücadelesi tam anlamıyla bir idman maçı havasındaydı. Selçuk’un erken gelen nefis frikik golü rakibin direncini kırıp maçı iyice kolaylaştırdı, goller de üst üste geldi. Penaltı golü de dahil olmak üzere birbirinden güzel 4 gole imza attı  G.Saray.

Hamza Hoca haklı olarak geniş bir rotasyonla önemli oyuncularını Benfica maçına saklamayı tercih etti. Defansta Hakan-Chedjou ikilisi dinlenirken Semih-Denayer sahadaydı. Sol kanatta Carole’ün yokluğunda Olcan, orta alanda da Jem Paul Karan ile Sneijder’in yerine Emre Çolak’ı izledik. Tüm bu değişikliklerin arasında belki de oyuna en fazla etki edeni ise forvette Umut’un yerine Burak’ın oynamasıydı.