Maçın Ardından: Galatasaray:4 Kayserispor:1

Haftanın son maçında Galatasaray Kayserispor’u 4-1 gibi farklı bir skorla geçerken hem rakiplere korku saldı hem de taraftarına bu sezon için umut aşıladı.

Çok uzun süredir görmediğimiz kadar istekli, galibiyete, başarıya aç, savaşan, rakibi ısıran bir G.Saray izledik dün akşam. Top rakipteyken hemen prese başlayan, rakibi üçgene, bazen dörtgene alıp her yanını kapatan, topu çabuk kapıp ardından hızla hücuma çıkan bir G.Saray vardı dün akşam sahada.

Peki kısa bir süre önce Östersunds maçlarında tel tel dökülen takım nasıl bu şekilde çehresini değiştirdi? Deplasmanda 2-0 biten maça G.Saray; Muslera – Carole, Ahmet Çalık, Maicon, Linnes – Selçuk, Tolga, Sinan – Rodrigues, Yasin, Gomis 11 ile başlamıştı. Rövanşta 1-1 biten mücadeleye ise Muslera – Carole, Ahmet Çalık, Maicon, Linnes – Selçuk, Tolga, Sinan – Yasin, Belhanda, Gomis 11 ile çıkmıştı. Belhanda dılında neredeyse aynı kadro Uefa Kupası’ndan erken vedaya imza atmıştı. Dün akşam ise Muslera – Mariano, Serdar Aziz, Maicon, Linnes (sol bek) – Fernando, N’Diaye, Tolga (sol taraf) – Rodrigues, Belhanda, Gomis onbiriyle sahadaydı.

Pozisyonları değişen Linnes ve Tolga’yı da dahil ettiğiniz de 6-7 kişilik farklılık var. Bu 6-7 kişilik değişiklik takımın sadece enerjisini değil aynı zamanda futbol IQ’sunu da ciddi derecede yukarı çıkarmış göründü. Özellikle Tolga-Selçuk ilisiyle orta alanı yavaş geçen, rakibi yeterince rahatsız edemeyen ikilinin yerine bu maçta forma giyen Fernando ve N’diaye ikilisi sarı kırmızılı ekibin sınıf atlamasında başroldeydi.

N’Diaye’nin bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, Fernando’nun futbol bilgisi, Belhanda’nın pasları, Rodrigues’in Tolga’nın istekliliği, Gomis’in güçlü duruşu ve bitiriciliği,  Mariano’nun kalitesi ligin ilk maçında hemen dikkat çekti.

Geceyi bu kadar güzel ve keyifli yapan gollere göz atacak olursak;

  • İlk golde Rodrigues’in topu çizgiye çok iyi taşıması ve içeriye çok iyi ortalaması, Tolga’nın soldan sürekli ceza alanı içine girerek gol araması meyvesini verdi.
  • İkinci golde Mariano’nun adrese teslim ortasında Gomis’in pivot santrfor özelliğini öne çıkarması, Belhanda’nın klas bitirişi görülmeye değerdi.
  • Üçüncü gol G.Saray’ın topu kaptıktan sonra nasıl dikine ve hızlı oynamaya çalıştığının mükemmel bir örneği oldu. Gomis’in ters tarafına gelen topu rakip defansla boğuşurken sağına alması, düşmeden, ısrarla ayakta kalmaya çalışırken bir yandan da rakipten uzağa açılarak vuruş açısı yaratması çok etkileyiciydi. Bu noktadan sonra vuruş becerisine değinmeye gerek yok sanırım, çünkü rakip kaleci Lung’un yapabileceği fazla bir şey kalmamıştı.
  • Benim en çok hoşuma gidese son gol oldu. Maçın son dakikaları olmasına rağmen Muslera’nın topu hemen Linnes’e aktarması, Linnes’in önündeki boşluğu hızla dribling yaparak geçişi, ardından Gomis’in koşuyoluna topu göndermesi neredeyse göz açıp kapayınca kadarki bir sürede gerçekleşti. Gomis Linnes’ten gelen pasa hiç dokunmadan, top kontrolü ile vakit harcamadan, tamamen vücut hareketi ve deparla topu önüne alıp vuruş pozisyonu yarattı. Çok usta işi bir gol oldu, Kayserispor kalecisi Lung bir kez daha çaresizdi.
  • Atılan goller kesinlikle birbirinden güzeldi, hem tribündeki hem de televizyon başında izleyenleri eminimki çok mutlu etti. Ancak G.Saray kalesine gelen ilk kornerde yine rakip golü buldu. Geçen sezonun tedavi edilemeyen hastalığı maçın başında bir kez daha yaşandı. 5-6 oyuncunun birebir pozisyon aldığı, 3-4 oyuncun ise alan kontrolü yaptığı bir korner vuruşunda gol yemeyi başarmak da ayrı bir başarı. Detaylara inecek olursak, atış öncesi Tolga rakibiyle mücadele ediyor, koşuyor, kovalıyor, takip ediyor. Ancak atış yapıldığı anda birisi Tolga’nın pause tuşuna basıyor ve Tolga o pozisyonda kalakalıyor. Rakibi tamamen demarke bir pozisyonda kafayı vuruyor ve golü yapıyor. Yenen golün şokunda Gomis arkasındaki Tolga’ya “Neredesin? Ne yapıyorsun?” der gibi tepki gösteriyor. Bence Tolga kendi attığı golden çok yenilen bu golü tekrar tekrar izlemeli.

İkinci yarıda N’Diaye’nin rakipten kaptıktan sonra yapılan müdehalelere rağmen düşmeden 40 metre topu taşıyıp Tolga’ya verdiği mükemmel pas ve hemen ardından Belhanda’nın Rodrigues’e verdiği pas goller haricinde gecenin diğer güzellikleriydi.

Galatasaray sezona çok fiyakalı bir giriş yaptı kabul ediyorum. Bu galibiyet hem Tudor’a hem de Başkan dursun Özbek’e rahat bir nefes aldırmıştır biliyorum. Ancak bunda TT Arena’yı dolduran yaklaşık 32 bin seyircinin itici gücü, rakip Kayserispor’un etkisiz futbolu, yeni transferlerin forma giymesi temel etkenlerdi. Bir çiçekle bahar gelmez sözüne çok inanırım. Geçen sezonda da G.Saray 4’ü deplasman ilk 7 haftada 5 galibiyet 2 beraberlikle 17 puan toplamış ve zirveyi Başakşehir ve Beşiktaş ile paylaşmıştı. Ancak sezon bittiğinde 13 puan geride kalmıştı.

Bu takıma Feghouli gibi bir ismin de katılacağını düşünürsek ilerleyen haftalarda daha iyi futbol izleyeceğimiz muhtemel. Yine de takımın bir sol bek, bir stoper ve uzun sezon düşünüldüğünde üçüncü bir santrfora ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Yönetimin belki de yaptığı en doğru iş bu takımı baştan sona yenilemekti. Bu transferler daha önce bitirilse belki Galatasaray Avrupa’ya bu kadar erken veda etmeyecekti. Zararın neresinden dönülürse kardır. Umarım yenilenen kadro beklenen ve özlenen şampiyonluğa ulaşır.

Futbolun meyvesi elbette gol. Gole giden pası veren oyuncuların istatistiğine asist yazılıyor. Ancak asist öncesi atılan paslar genelde gözden kaçıyor. Elimden geldiğince bu sezon Galatasaray’ın bu istatistiklerini haftalık olarak tutup sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Skor Gol Asist Asist Öncesi Pas
1-0 Tolga Rodrigues Mariano
2-1 Belhanda Gomis Mariano
3-1 Gomis Belhanda N’Diaye
4-1 Gomis Linnes Muslera

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir