Maçın Ardından: Antalyaspor:1 Galatasaray:1

Milli maçlar sebebiyle lige verilen aranın ardından Galatasaray Antalyaspor ile deplasmanda 1-1 berabere kalarak ilk puan kaybını yaşamış oldu.

Karşılaşmayı izlerken dikkatimi çeken, kendimce önemli olduğunu düşündüğüm bir kaç noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

  • Öncelikle bu karşılaşmada G.Saray’ın ilk 3 lig maçında alışıp heyecanlandığımızın aksine sahaya yansıyan temposuz ve kötü futbolu bir anda Selçuk İnan tartışmalarıyla arka plana itilmiş oldu. Her ne kadar yazı içerisinde Selçuk İnan’a da değinecek olsak da oynanan kötü futbolu Selçuk İnan’a yüklemek doğru değil. 
  • Öncelikle Galatasaray neredeyse tüm etkili ataklarını sağ kanattan gerçekleştiriyor. Gomis’in golünü hatırlyacak olursanız Belhanda’nın Rodrigues’e gönderdiği pasın ardından, Rodrigues’in çizgiye indiği bir pozisyonda gelmişti. Maç içerisindeki diğer 2 tehlikeli sayılabilecek atak da aynı şekilde Rodrigues ile taşınan topların sonucundaydı. Rodrigues’in yüksek performansı sevindirici olmakla birlikte rakip savunmanın dengelerini bozabilmek için tek tarafı yığılı bir futbol oynamakla çok da kolay olmuyor. Özellikle mevsim itibariyle saha ve seyirci avantajına hava sıcaklığını da ekleyen Antalyaspor gibi bir takıma karşı bu daha da zorlaşmıştı. Tudor’un maç içinde sol kanata biraz daha fazla müdahale etmesini beklerdim. Sol kanada yakın oynayan Tolga her ne kadar goller atıp, pozisyonlar bulmaya devam etse de soldan top taşıyıp atak geliştirme, arkadaşlarına pozisyon hazırlama noktasında çok fazla eksiği var. Antaşyaspor karşısında Linnes de savunmadan hücuma yeterli desteği veremeyince tek kanada mahkum kalan G.Saray’ı kontrol etmek görece daha kolay oldu.

 

  • Öncelikle Antalyaspor G.Saray’ı çok iyi çalışmış, Rıza Çalımbay takımını maça çok iyi hazırlamış. Maç öncesi Eto’o ve Nasri ile ilgili tartışmalar takımın saha içi performansına hiç etki etmedi denebilir. Fernando’ya yapılan baskılarla topun oyuna kolay sokulmasına, N’Diaye’nin driblingli çıkışlarına, G.Saray orta sahasının kolay pas yapmasına müsade etmediler. G.Saray da oyunu bir kanattan diğerine taşıyamadığı için genişlik de katamadı ve oyun ortaya sıkıştı. İlerleyen dakikalarda hava sıcaklığı ve nemin de etkisiyle G.Saray’da bir çok oyuncu oyundan düştü. Maç esnasında çok fazla anlam veremediğimiz ama sonrasında yorgun olduğunu öğrendiğimiz N’diaye’nin yerine Selçuk’u aldı Tudor ve bu tercihi de maçtan sonra bolca tartışıldı. Belki onun yerine Tolga’yı kaydırıp diğer kanadı da harekete geçirmek, rakip yarı alana top taşımak, orada biraz daha topa sahip olmak için Yasin düşünülebilirdi. Yasin düşünülebilirdi diyorum, çünkü Feghouli’nin antremansız olduğunu tahmin ediyorum. Muhtemelen Tudor da 1-0’ı koruyabileceğini düşünerek böyle bir değişikliği tercih etti ama işler istediği gibi gitmedi. Rakip G.Saray’ın üzerine daha fazla gelmeye başladı. G.Saray takım olarak iyice yaslandı. Bu kadar yaslanırsanız mutlak suretle hata yaparsınız. Bir yerde bir oyuncudan bireysel hata gelir ve o hata da kalenizde golle sonuçlanır. G.Saray maç boyu hiç kornerk kullanmazken Antalyaspor yanlış hatırlamıyorsam 10. kornerinde golü buldu. Maç boyu sosyal medyada G.Saray’ın kornerlerde alan ve adam markajını çok iyi yaptığı rakibe pozisyon vermediği konuşuldu. Oysaki bugüne kadarki rakiplerin aksine Antalyasporlu oyuncular korner kullanırken durarak topun kendilerine gelmesini beklediler. Topa doğru hamle çabaları çok çok azdı. 82. dakikada kullanılan köşe vuruşunda arka direkte bekleyen Eto’o sadece bir kaç adım öne doğru hamle yaptı ve arka direkte bekleyen Mariano’nun önüne geçti. Mariano Eto’o yu takip etmedi, buna Muslera’nın da topa çıkıp çıkmamaktaki kararsızlığı eklenince Eto’o gibi bir yıldızın golü atması çok da zor olmadı.

 

  • Gelelim Selçuk İnan’ın maç performansına. Önceki hafta TT Arena’da kazanılan Sivasspor mücadelesinde maçın sonlarına doğru kaptırdığı bir topu kovalamaması ve sonrasında kasığı çekmiş gibi yaptığı hareketlerle taraftarın ciddi derecede tepkisini çekmişti. Antalyaspor’a karşı da benzer bir pozisyon oldu. Kendi etrafında dönme sevdasıyla rakibe kaptırdığı pozisyonda kendisine faul yapılmış gibi yere yattı ve kalkmadı. Ancak TV’lerde artk tekrar tekrar bu pozisyonları izlemek mümkün. Kimin ne yaptığını, kimin ne yapmadığını herkes gayet net bir şekilde görüyor. G.Saray taraftarı artık bu şekilde yerde yatan oyuncu görmek istemiyor, topu kaptırmasa bile peşinden koşan, son nefesine kadar savaşan oyuncular görmek istiyor. Selçuk’un bu takıma hizmetleri olmadı mı? Elbette oldu. Ama o da bu hizmetlerinin karşılığını çok yüksek rakamlı, Euro’ya fikse edilmiş sözleşmelerle fazla fazla aldı. Şu anki savaşan kadroda, sürekli dikine ve hızlı oynamaya çalışan takımda Selçuk’un bu haliyle forma bulması bence yanlış. Oyun içerisinde G.Saray kontraatağa çıkmaya çalıştığı bir pozisyonda Gomis savunmanın arkasına koşu yaparken Selçuk’un ona top atmayıp, ekseni etrafında dönüp geriye pas vermesi tüm spor kamuoyunun gözünden kaçmamıştır. Burada Selçuk’un Gomis’e özel bir hareketi olduğunu düşünmüyorum. Sadece Selçuk’un kendine güvenini yitirdiğini, iyi alışkanlıklarını kaybettiğini ve gittikçe sıradanlaştığını düşünüyorum. Östersunds maçlarında gördüğümüz Selçuk’u ve Galatasaray’ı hiç bir taraftar tekrar görmek istemiyor. Selçuk’un önünde 2 yol var. Ya savaşacak, daha çok çalışacak ve yeni G.Saray’a uyum sağlayıp fornayı kapmaya çalışacak ya da devre arası başka bir takıma gidecek. Ben Selçuk’un ikinci yolu tercih edeceğini düşünüyorum. Çünkü kadroya sol bek Lato ve Feghouli’ninde girişiyle kenardan oyuna gelme sırasında Selçuk’un daha da geriye düşebileceğini düşünüyorum.
Skor Gol Asist Asist Öncesi Pas
1-0 Gomis Rodrigues Belhanda

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir