Taraftarın Gücü


Bu yazı 18.04.2018 tarihinde Hürriyet / Spor Arena’da yayımlanmıştır.

http://www.hurriyet.com.tr/sporarena/yazarlar/guclu-gonuleri/taraftarin-gucu-40808364
Geçtiğimiz hafta şok bir mağlubiyetle liderliği kaybeden Galatasaray bu hafta emanetçisi Başakşehir’i yenerek tekrar zirveye kuruldu.

Çok uzunca bir süre derbi ya da büyük maç kazanamayan sarı kırmızılı ekip Trabzonspor’dan sonra ligin en iyi takımlarından biri olan Başakşehir’i de yenerek iç sahadaki ezici üstünlüğünü sürdürdü.

Ligin bitimine 5 hafta kaldı. Mevcut liderliğin şampiyonluğa dönüşebilmesi için derbi sıkıntısını çözen Galatasaray’ın deplasman sıkıntısına da bir çözüm bulması gerekiyor. Burda Fatih Hoca kadar oyunculara da büyük sorumluluk düşüyor.

Hafta sonuna dönecek olursak geçen hafta mağlubiyetin sorumluluğunu yüklediğimiz Fatih Terim bu hafta da galibiyetin mimarıydı. Başakşehir takımının en kuvvetli olduğu noktalardan birisi tartışmasızdır ki orta sahası. Bu takıma karşı daha sert bir orta alanla maça başlaması son derece yerindeydi. Donk’un sahada yarattığı etkiyi Selçuk İnan ile yakalama şansınız yok. Diğer taraftan da Donk’ta devamlılık yok, Selçuk’un oyuna katacağı futbol aklı ve ofansif katkı yok. Buna rağmen rakibi bozma, oynatmama, rakibin orta sahasını sindirme noktasındaki performansıyla maçın Mariano’dan sonraki en önemli ismiydi Donk.

Fatih Hoca’nın bir diğer tercihi Denayer de maça damga vuran isimlerden biriydi. Uzun süre sonra ilk kez forma şansı buldu. Maçın başında Adebayor’a karşı hiç bir hava topunu kazanamadı ama ilerleyen dakikalarda Donk ile birlikte Adebayor’un etkisini sıfıra indirdi.

Galatasaray bir kez daha rakibine pozisyon vermeden maçı tamamlamayı başardı. Diğer taraftan ön alanda Gomis ile istediği pozisyonları da bulamadı. Bunda iyi bir maç çıkaran Nagatomo ve Mariano’nun son paslardaki düşük isabet oranı da etkili oldu. Taraftara Sabrili günleri hatırlatan ortalar yapan Mariano sol ayağıyla sadece gecenin değil belki de sezonun ön güzel gollerinden birisini attı ve maçın kilidini açan isim oldu. Maç boyu rakip kaleye bolca şut attı sarı kırmızılı takım, Gomis, Rodrigues, Belhanda, Denayer, eghouli ile de bir kaç kez gole yaklaştı ama taraftarı sevince boğan gol sürpriz bir şekilde Mariano’dan geldi.

Golden sonra biraz daha oyunu tutmak isteyen bir yapıya büründü sarı kırmızılı ekip. Son haftalarda sıklıkla gördüğümüz Muslera’nın topu oyuna yavaş sokması, Feghouli’nin oyunun içinde tamamen kaybolması, Rodrigues’in istekli olmasına karşın rakip savunmalar tarafından çözülen oyunu dikkat çeken diğer noktalardı. Son 5 haftayı kazasız atlatabilmek için G.Saray’ın tüm takımdan maksimum performans alması gerekiyor. Artık Belhanda ve Feghouli gibi isimlerin daha çok maç kazandıran isimler olarak öne çıkmasının zamanı geldi. Eğer geçen hafta Ankara’da Mariano gibi ekstra bir isim çıkıp maça damga vursa belki şu an çok başka şeyleri konuşuyor olacaktık. Alanya deplasmanından itibaren Feghouli’nin, Rodrigues’in daha aktif olmalarını bekliyorum. Bu saatten sonra yapılacak bir hatanın telafisi olmayacaktır. İç sahada taraftar takıma ekstra güç katıyor belki ama deplasmanlar da oyuncuların daha fazla sorumluluk almaları şart.

Türk Telekom Stadyumu’nu dolduran 50 bine yakan Galatasaraylı’yı da tebrik etmeden geçmeyelim. Maç boyu çok etkiliydi taraftar. Hem tezahüratlarla takımını ileriye itti hem de küfür etmeden, ıslıklarla rakibini baskı altına almayı başardı. Deplasmanda aldığı 7 mağlubiyet, 2 beraberlikle çok kan kaybeden Galatasaray’ı ayakta tutan şey iç sahada elde edilen 15 maçtaki 14 galibiyetlik performans oldu. İç sahadaki bu ezici performansta taraftarın çok önemli katkısı olduğunu düşünüyorum.

Daha önce Galatasaray forması giymiş olan Arda ve Emre’nin saha içinde futbol oynamaktan çok hakemle ve rakiple didişmeye çıkmış olması da gözlerden kaçmadı. Tabi bu noktada hakemin bu iki isme gösterdiği inanılmaz toleransa da değinmek lazım. Umarım bundan sonra hakemler daha çok Türk gençlerine davranışları ile örnek olacak, sahada futbol oynamaya çalışan takımları ve futbolcuları korumaya çalışırlar, çirkinliklerle isimleri bağdaşmış olanları değil.

Bu hafta önce Türkiye Kupası’nda Akhisar maçı, hemen ardından da deplasmanda Alanyaspor karşılaşması var. Ligde şampiyonluğun ne derece önemli olduğunu konuşmanın manası yok. Tahmin ediyorum yarınki maçta rotasyonlu bir kadro izleyeceğiz. Forma şansı bulan isimlerin finale kalmak için gereğini yapacağından eminim. Ancak bu maçtan çok hafta sonu Alanya’da sahaya çıkacak olan oyuncuların gereken sorumluluğu alacağını ve şampiyonluğa ulaşmak için deplasman sıkıntısına artık bir nokta koyacağını düşünüyorum.

http://www.hurriyet.com.tr/sporarena/yazarlar/guclu-gonuleri/taraftarin-gucu-40808364

Denize gelemeden derede boğulmak


Bu yazı 11.04.2018 tarihinde Hürriyet / Spor Arena’da yayımlanmıştır.

http://www.hurriyet.com.tr/sporarena/yazarlar/guclu-gonuleri/denize-gelemeden-derede-bogulmak-40800989

Geçen haftaki yazımda Galatasaray’ın şampiyonluğa giden yolda iki önemli galibiyete ihtiyacı olduğunu yazmıştım. Bunlar Gençlerbirliği ve arkasından oynanacak olan Başakşehir maçları idi. Bu iki maçta alınacak 6 puan sarı kırmızılı ekibin yolunu açacaktı ama şampiyonluk yolundaki Başakşehir ve Beşiktaş maçları gelmeden Gençlerbirliği engelinde G.Saray tökezledi.

İç sahada muazzam performans gösteren bir takımın deplasmanlarda bu kadar maç kaybetmesi çok şaşırtıcı, ancak bu konunun detaylarına şu aşamada girmenin faydası yok. Dünkü maçın özelinde G.Saray %76 ile topa sahip olmuş. Başka bir ifade ile maçın dörtte üçünde top sarı kırmızılı futbolcuların ayağında kalmış. Ancak maç boyu Galatasaray’ın bir tek gol pozisyonu yok. Bu kadar kapanan bir takımın hata yapması için arada topu rakibe verip çıkıp enerji harcamalarını sağlamak gerekirdi diye düşünüyorum.

G.Birliği maç boyu kendi cezasının önüne kamp kurdu. Ceza sahası çizgisi üzerindeki beşli savunma neredeyse hiç pozisyonunu kaybetmedi. Önlerinde oynayan orta alandaki kimi zaman üçlü kimi zaman dörtlü grup da G.Saraylı oyunculara hem ara pası fırsatı tanımadı hem de topla fazlaca oynayabilecekleri boş alanlar bırakmadı. Küme düşmeme mücadelesi veren bir takımın, ligin en çok gol atan takımına karşı başka türden bir oyun oynamasını beklemek zaten hayalcilik olurdu. Fatih Terim de maç sonu röportajında rakibin bu şekilde oynamasını beklediklerini dile getirdi.

Bu taktiğin bir benzerini daha önce iç sahada oynanan Bursaspor maçında görmüştük. O maçta da rakip 10 kişi kalana kadar benzer bir savunma sistemi ile oynamış ve çok iyi direnmişti. Eksik kaldıktan sonra ise goller çorap söküğü gibi gelmişti.

Aslına bakarsanız bu gibi maçlarda ben Fatih Terim’in şapkadan tavşan çıkarmasını bekliyorum. Rakibin kapanacağı belli. Gol pozisyonu bulmak çok zor olacak. Böyle maçlar için duran toplarda rakibi şaşırtacak, beklenmedik özel organizasyonlar denenebilirdi. Ancak maç boyu G.Saray ne duran toplarda ne de korner atışlarında bir tehlike yaratamadı. Kanatlarda denediği pas üçgenini belki ceza alanının ön tarafında üçlü dörtlü paslaşmalar ve dikine koşularla delmeyi deneyebilirdi. Ama o yönde de bir çaba görmedik. Dün akşamki karşılaşma üç gün daha devam etse muhtelemen G.Saray gol pozisyonuna üç gün daha giremeyecekti. Stratejik anlamda teknik heyetin maça maalesef pek de iyi hazırlanamadığını düşünüyorum.

Ligin boyunun kısaldığı, dolayısıyla da stresin arttığı zor zamanlarda, oyunun da tıkandığı bu tür deplasmanlarda sahada bir oyuncunuzun çıkıp bayrağı eline almasını, gemisini kurtaran kaptan olmasını bekliyorsunuz. Dün maçın başında denediği şutlarla bu ismin Selçuk olabileceğini düşünmüştüm ama ilerleyen dakikalar da o da arkadaşları gibi kayboldu gitti. Maç boyu Fernando ve Selçuk orta saha çizgisi üzerinde stoperlerle, kanat beklerle al gülüm ver gülüm paslaşıp durdular. Sadece onlara yüklenmek doğru değil. Ne bir savunma arkası topsuz koşu gördük, ne topla dikine çıkmaya çalışanı ne de verkaçlarla arkaya sarkan birilerini. Pası veren olduğu yerde durarak maçı bitirdi.

İsim bazında Feghouli, Belhanda gibi isimler bu tür maçlarda öne çıkmayacaklarsa ne zaman G.Saray’a katkı verecekler merak ediyorum. Son haftalar düşüşe geçen Rodrigues’e Mariano ve Nagatomo da eşlik edince kanatlardan pozisyon üretmek de hayal oldu. Maç boyu fatal hatalar yapan Maicon son dakikada kaptırdığı topla hakem son düdüğü çalmadan maçı bitirdi.

Artık dere geride kaldı. Şimdi hatalardan ders çıkarıp denizde yüzme vakti. Kaybedilmiş çok fazla bir şey yok. Pazar günü seyirci desteği ile beraber Galatasaray Başakşehir’i yenerse tekrar liderliği eline alır ama sonrası için bu da yeterli olmayacaktır. Galatasaray’ın iki hafta sonra Şenol Güneş ile Şampiyonlar Ligi’nin en iyi deplasman takımlarından biri olan Beşiktaş’ı da yenmesi gerekecek. Futbolcular Mayıs ayını şampiyon tamamlamak istiyorlarsa herkesin kendini toparlaması ve kalan 6 haftayı artık kayıpsız kapamanın yolunu bulması gerekiyor. Çünkü bu hafta G.Saray derede boğularak avantajını yitirdi. Artık şampiyon olabilmek için her maçını kazanması gerekecek.

11.04.2018 – 01:01

http://www.hurriyet.com.tr/sporarena/yazarlar/guclu-gonuleri/denize-gelemeden-derede-bogulmak-40800989

Çoğu Gitti Azı Kaldı

Bu yazı 04.04.2018 tarihinde Hürriyet / Spor Arena’da yayımlanmıştır.

http://www.hurriyet.com.tr/sporarena/yazarlar/guclu-gonuleri/cogu-gitti-azi-kaldi-40793894

Şampiyonluk adaylarının hata yapmadığı bir haftayı geride bıraktık. Sezon sonuna sadece 7 hafta kaldı. Şampiyonluk yolunda son virajda her hafta işler daha zorlaşıyor gibi görünse de Fatih Terim önderliğindeki Galatasaray her hafta futbolunun biraz daha üzerine koyarak, emin adımlarla hedefine doğru ilerliyor.

G.Saray açısından ligin son 8 maçına baktığımızda herkes zorlu bir fikstürden bahsediyordu. Bu fikstürü dörder haftalık iki ayrı bölüm olarak incelersek rakiplerin sarı kırmızılı takım adına en fazla puan kaybı beklediği bölüm ilk 4 haftalık seri idi. Yıllardır galibiyet alınamayan F.Bahçe deplasmanı, son yıllarda G.Saray’a karşı ayrı bilenen Trabzonspor derbisi, küme düşme potasına gerileyen Ümit Özat yönetimindeki Gençlerbirliği deplasmanı ve sonunda da Başakşehir karşılaşması… G.Saray bu periyodun ilk haftasında sıklıkla mağlüp olduğu Kadıköy deplasmanından iyi bir futbolla galibiyeti kaçırarak ama ihtiyacı olan puanı alarak geldi. Milli maç arasından sonra ise Trabzonspor gibi bir ekibe neredeyse maç boyu pozisyon dahi vermeden, futbol olarak da kelimenin tam anlamıyla ezerek galip geldi. Feghouli, Belhanda ve Rodrigues biraz daha son paslar dikkatli olsalar belki de stadyumu dolduran 50 bine yakın seyirci çok daha fazla gol izleyerek evine dönecekti.

Bu zorlu serinin yarısı gitti, kalan iki maçın ilki Ankara deplasmanı. Gençlerbirliği takımı 26 Ocak’tan beri maç kazanamıyor. Bu sebeple ligde düşme potasına kadar gerilediler. Maç kazanamıyorlar belki ama F.Bahçe, Trabzon ve Başakşehir maçlarından puan çıkarmayı başardılar. Bu da Ümit Hoca’nın takımını büyük maçlara daha iyi motive ettiğinin bir göstergesi kabul edilebilir. Diğer yandan da takım kendine güvenini an be an kaybetmeye devam ediyor. G.Saray mücadelesi onlar için ölüm kalım mücadelesi değil. Bu maçı kaybetseler dahi kaybedilen puanları telafi edebilecek 6 hafta daha var önlerinde. Son haftalarda karşılaşmak yerine bu haftalarda G.Birliği maçının oynanmasını daha pozitif buluyorum.

G.Saray önümüzdeki iki maçtan 6 puan almayı başarabilirse tüm rakipleriyle arayı en kötü ihtimalle 4 puana çıkarmış olacak ki bu da G.Saray’a kalan 4 haftada bir kez hata yapma hakkı tanıyacak. Bu puan avantajı takımın üzerindeki yükü iyice hafifletecek. Herkes Galatasaray-Beşiktaş maçının en kritik hafta olduğunu düşünüyor ama ben Galatasaray-Başakşehir’in en kilit maç olduğuna inanıyorum.

G.Saray-Trabzon maçına dönecek olursak Galatasaray son haftaların en etkili futbolunu oynadığını söyleyebiliriz. Ön alan baskısı, rakibin pas yollarını tıkayan orta saha desteğiyle özellikle maçın ilk 20 dakikasında rakibe kaptırdığı topları en geç 15-20 saniye içerisinde tekrar kazanmayı başardı. Bu sürede aradığı golü de bulunca takım ve taraftar hiç stres yaşamadı.

Karşılaşmanın bir de farklı bir boyutu vardı. Rıza Çalımbay bu sezon 3. kez G.Saray’a rakip oldu. İlkinde Antalyaspor’un başındayken Tudorlu G.Saray’la berabere kalarak bir puan almıştı. Ardından da Trabzon’un başına geçtiğinde G.Saray’ı yenmeyi başarmıştı. Bu kez Fatih Terimli Galatasaray Rıza Çalımbay’ın ekibine nefes aldırmadı. Rıza Çalımbay’ın ilk devrede taktığı çelmelerin rövanşını da bir anlamda almış oldu.

Maçın genelinde tüm takımın çok iyi oynadığını söyleyebiliriz. Mariano, Nagatomo, biraz daha öne çıktı ama her zamanki gibi gecenin yıldızı Gomis’ti. Attığı goldeki çabası topu kapması, bitiriciliği mükemmeldi. Ancak tüm maç boyu ceza alanında arkası dönük toplar aldı, bu topları çok iyi saklayıp arkadaşlarına aktardı. İzleyenlere bir kez daha mutlu bir akşam yaşattı.

Rodrigues’in bir türlü maça ısınamadığı karşılaşmada Feghouli ve Belhanda son paslarda biraz daha dikkatli olabilse belki de ilk devreden maç kopacaktı. Maicon ve Serdar rakibe hiç göz açtırmadı, çok dikkatlilerdi. Önlerinde oynayan Donk bir kez daha hatasız oynadı. Selçuk da eski günlerine dönüş sinyali verdi. Oyunu yönlendirmesi, hücumda sorumluluk alması sevindiriciydi. Belhanda biraz geri planda kaldı belki ama özellikle ikinci yarı skora katkı sağlayabilmek için çok çalıştı. Ancak o seviyede bir isimden daha fazla skor katkısı beklemek, daha isabetli ve etkili şutlar atmasını istemek tüm Galatasaraylıların hakkı diye düşünüyorum.

Maçın son anlarında Feghouli’nin yaptığı basit bir faulde Trabzonsporlu Kucka Muslera’nın önde olmasını fırsat bilerek güzel bir gole imza attı. Muslera kalesine dönerken sonrada falso alarak yön değiştiren topu iyi kestiremedi ve topu ağlarında gördü. Faul pozisyonunu takiben Feghouli topun önüne geçse hem arkadaşlarının hem de kalecisinin pozisyon alabilmeleri için vakit kazanılmasını sağlayabilirdi.

Geride kalan iki haftada G.Saray bu sezon deplasmandaki derbilerden ilk puanını aldı, ardından da çok uzun bir süre sonra taraftarına ilk derbi galibiyetini yaşattı. Sarı kırmızılı camiada son haftalarc girdikçe daha çok kenetleniyor ve şampiyonluğa daha fazla inanıyor. Bir yandan da oyuncular kendilerine güvenleri kazanıyorlar. Fikstür sözde zorlu görünüyor ama her hafta daha iyi oynayan Fatih’in Aslanları için bence işler son derece yolunda gidiyor. “Hedef 21” sloganıyla kovalanan şampiyonluk için hedef tarihin 13 Mayıs olabileceğini düşünüyorum.

04.04.2018 – 10:00

http://www.hurriyet.com.tr/sporarena/yazarlar/guclu-gonuleri/cogu-gitti-azi-kaldi-40793894

Lider takım hocasını değiştirir mi?

Galatasaray camiasında son günlerde tüm sohbetleri konusu: “Lider takım hocasını değiştirir mi?” ya da “Tudor bir derbiyi daha kaybeder mi?”

Taraftar, medya, yönetim kısaca tüm camia içerisinde Tudor’dan memnun olmayan kesim çok fazla ve her geçen gün daha da artıyor. Ama takım puan durumunda lider olduğu için de gereken cesaret tam olarak gösterilemiyor, büyük bir çoğunluk tarafından beklenilen aksiyon bir türlü alınamıyor. Okumaya devam et

Çok yakında tekrar yayında…

2007’den beri fırsat buldukça bu platform üzerinden görüşlerimi dile getiriyorum.

Maalesef yaşanan bir takım teknik aksaklıklar sonucu arşivi kurtarmak mümkün olmadı.

Yeni bir hosting firması üzerinde tekrar yayına döndük.

Umarım yeni bir aksaklık yaşanmaz ve her hafta Galatasaray’ın futbol ve basketbol maçları üzerine yorumlarda ve paylaşımalarda bulunmaya devam ederiz.