|
Yazar Güçlü Gönüleri
|
|
Pazartesi, 08 Mart 2010 |
|

Şimdi aklı başında bir yönetici şöyle bir açıklama yapar mı Türkiye'de:
"Kardeşim bizim takımın hocası Türkiye'de yeni, ne Eskişehirspor'u tanır adam gibi, ne de Rıza Hoca'yı. Biz de yanına bir türlü Türk yardımcı antrenör sıkıştıramadık. Hoca da takımı iyi hazırlayamadı heralde. Oyuncularımız da bireysel hatalar yaptılar, bir takım talihsizlikler yaşadık ve kaybettik. Futbol bu. Önümüzde 9 maç var. Hepsini kazanırsak şampiyon oluruz. Lideriz devam ediyoruz."
Asla! Mutlaka çıkıp hakeme sallayacaklar şuursuzca. Kardeşim bin kere seyrettim ben Mehmet Topal'ı. Medya nasıl şişiriyor, yok İngilizler istiyor yok İspanyollar istiyor diye bilemem ama benim elimde olsa amatör kümede oynatmam, yeni yetişen genç futbolculara kötü örnek olur diye. İzleyin oynadığı tüm maçları. Bomboşken bile en yakınındaki adama düz bir pas vermeyi beceremiyor. Ya 3 adım arkasına atıyor yada adamını tuttursa bile çok sert atıyor arkadaşı topu kontrol edemiyor. Sonuç mutlak top kaybı. Bugün yine tüm maç benzer top kayıpları yaptı. Yetmedi devre biterken saçma bir pas attı Servet'le Caner'in arasına, fitili ateşledi.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 80 | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Güçlü Gönüleri
|
|
Pazar, 07 Mart 2010 |
|
Son yıllarda Avrupa'nın 2 numaralı kupasında çok başarılı maçlar oynayan Galatasaray CC'un bu yıl ligde de bir patlama yapmasını ve play off finallerine ulaşmasını istiyorduk sene başında. Ama yüksek bütçeli Fenerbahçe Ülker ve Efes Pilsen ile baş etmek o kadar kolay değildi. Bir de bunlara Türk Telekom'u eklersek ilk dörde kalmak her zamanki gibi başarıydı.
Ancak sezon başında kenar yönetimin saçma sapan bir hazırlık karşılaşmasında cezalı Cemal Nalga'yı oynatma ısrarı ve bunu da Tufan'ın forması ile yapmaları takımın dibine koyulmuş bir dinamit demeti olmuştu.
İşte bundan sonrası tam bir onur savaşı oldu. Her maçta inanılmaz bir mücadele izliyoruz takımımızdan.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 62 | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Güçlü Gönüleri
|
|
Cuma, 26 Şubat 2010 |
|
İki senedir Avrupa Ligi'nde Adnan Polat'a eleniyoruz. Önce stoper yokken Meira'yı sattı. Şimdi de santfor yokken yedekten oyuna girme şansını bile uzatmalarda bulan Santos'u almak için takımın en çok gol atan oyuncusu olan Nonda'yı sattı. Bravo.
Gelsin Adnan Polat başkan şimdi bize anlatsın 5 kupayı nasıl alacağını. 90. dakikada takım kendi evinde 2-1 mağlupken oyuna girecek diye elimizde bu sene takımın en çok golünü atmış adamını (Avrupa Ligi'nde oynayabilecek olan tek santfor olan Nonda'yı) takımdan gönderirken ki düşüncelerini anlatsın lütfen. Hadi Rijkaard Türkiye'yi Türk futbolunu, futbolcusunu tanımıyor. Ama onunla iki satır konuşan bir kişi de mi yok bu kulüpte. Hiç kimse mi söylemiyor ona, kardeşim elde kalan tek santfor Baros sakat, iki Atletico maçında da oynayamaz. Sen elde kalan tek santforunu gönderiyorsun. Kimle oynayacaksın ilerde? Takımın en yetenekli, en yaratıcı oyuncusu Arda'yı kanattan, forvet arkasından alıp santfor mu yapacaksın kısacık boyuyla? Onu da oraya hapsedip Arda'dan da mı faydalanmaktan vazgeçeceksin demedi mi kimse hocaya?
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 282 | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Güçlü Gönüleri
|
|
Cuma, 19 Şubat 2010 |
|

Çok zor bir maçtan umut verici bir skorla dönüyoruz. Bu kadar kritik eksiğimizin olduğu bir periyotta hepimiz tedirgindik bu maçtan. Tek güvendiğimiz son maçlarda pek iyi oynamasak da iyi mücadele ediyorduk. Üstelik Galatasaray arması, forması Avrupa sahalarında hep başarı ile dalgalanmıştı. Bunun getirdiği bir güven vardı içimizde.
İlk on dakika kontrollü keyifli başlamıştı maç. Her ne kadar onlar da bize pas yaptırmıyorduysa da biz de onlara pas yaptırmıyorduk. Oyun dengede gidiyordu. Ara ara ufak hatalar yapılıyordu belki ama kalemizde çok ciddi tehlike olmuyordu.
Tam hızla kontraatağa çıkarken Caner, Elano'nun büyük bir gayretle savunup kontrolünde tuttuğu topu, Elano-Kewell karışımı bir vuruşla ters kanata göndermek istedi. Ne olduysa o anda oldu. Yaptığı malesef çok kötü vuruş direk rakipte kaldı. Hızla çıktılar, Caner kontrolsüzce bir hareketle ceza sahasının tam köşesinde rakibini düşürdü. Henüz 4 gün önce Barcelona gibi bir deve freekickten gol atmıştı Atletico Madrid. Topun başına Reyes geldi ve uzak direkten ağları buldu. Bence iyi bir kalecinin bu golü kesinlikle yememesi gerekiyordu.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 323 | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Yazar Güçlü Gönüleri
|
|
Perşembe, 18 Şubat 2010 |
|
Metin, Eser ve benim sabah 9.35'te İstanbul'dan başlayan yolculuğumuz Barcelona aktarmalı olarak yerel saatle 15.15'te Madrid'te sona erdi.
Puerto de Toledo meydanındaki aynı ismi taşıyan otelimizdeyiz şu an. Birazdan Galatasaray taraftarlarının toplanacağı Plaza Mayor'e geçeceğiz.
Barcelona'da güneşli ve sıcak bir hava vardı. Madrid ise ciddi derecede serindi geldiğimizde. Yemekten otele dönerken ise iyice soğumaya balamıştı. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 175 | Devamını oku... |
|
Devamını oku...
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 5 Toplam: 89 |