Ana sayfa » Zirveden Çöküşe

Zirveden Çöküşe

2000 yılında Avrupa’nın zirvesine çıkan Galatasaray 20 yılın sonunda Avrupa Kupalarında ön eleme turlarını geçemiyor. Bu trajedinin ana sebebi plansızlık, programsızlık ve günü kurtarma çalışmaları.

Başa gelen her yönetici kulübün geleceğinden çok kendi dönemini kurtarmanın peşinde, her teknik direktör sadece o sene başarıya ulaşmaya çalışıyor. Bu elbette başka bir yazının, incelemenin konusu. Biz düne ve hatta derbiye dönük değerlendirmelerimizi, gördüklerimizi, geleceğe yönelik düşüncelerimizi konuşmaya çalışalım.

Glasgow Rangers mücadelesi Galatasaray’ın bu sezonki en önemli sınavıydı. Maalesef o sınavı başarıyla geçemedik ve Avrupa defterini açamadan kapatmış olduk. Yabancı rakiplerini yenmek amacıyla kurulmuş Galatasaray Spor Kulübü’nün play off turunda Avrupa’ya veda etmesi son derece üzücü. Bu kayıpla 4 büyüklerden hiç birisi bu sezon Avrupa arenasında yer alamayacak, ülke puanına katkı sağlayamayacak ve adım adım bundan sonraki kuralar daha da zorlaşacak. Yılların emeğini bir kaç senede el birliğiyle sıfırladık.

Hatırlanacağı üzere geçen yıl Şampiyonalar Ligi’nde de son derece keyifsiz geçmişti G.Saray adına. Geçmişten ders almak gibi bir çabamız olmadığını dün sahaya sürülen onbiri görünce bir kez daha anladık. Geçen sene hem ligde hem Avrupa’da sürekli başarısız sonuçlar alan takımda kimler vardı, bir hatırlayalım:

Önde Falcao, bu yıl bir yaş daha yaşlanmış haliyle yine sahada. Zaten geçen sene de onu pozisyona sokamıyorduk, bu sene hem F.Bahçe derbisinde hem de Glasgow Rangers deplasmanında ona pozisyon hazırlayamadık. Bana göre kızılacak son adam santrfordur. Sorun daha çok onu pozisyona sokamayan futbol anlayışında ve sahada o anlayışı icra edemeyen oyuncularda.

Gelelim kanatlara: Babel ve Feghouli. Belki de en çok eleştirilen bölgemizdi geçen yıl. İkisi de deparı olmayan, rakip oyuncuları geçip çizgiye inip orta yapamayan, sürekli içeri doğru kat edip şut atmaya, pozisyon bulmaya çalışan oyuncular. Takımın tempo yapmasına engel oluyorlar, aldıkları her topta mutlaka geriye doğru dönüyorlar. Bu durumun farkına varılmış olacak ki devre arası Babel kiralık gönderilip yerine Henry Onyekuru getirilmişti. Aradaki farkı ve sahaya olan olumlu yansımasını tekrar konuşmaya gerek yok sanırım. Geçen yıl hiç verim alınamayan Babel bu sene takıma geri döndü. Yetmezmiş gibi son 3 yılda toplam 3 maç oynamamış 33 yaşındaki Arda Turan da evlat kategorisinden yuvaya dönüş yaptı. Feghouli’ye taraftarlar “Üç Aylar Topçusu” lakabını takmıştı, çünkü katkı verdiği zaman dilimi sadece ligin ikinci yarısında limitli bir dönemi kapsıyordu. Bugünler o meşhur üç aylardan çok çok uzak günler olduğu için Feghouli’ye atılan her top kara deliğe atılmış gibi oldu. Şutları dağları taşları, pasları hep rakipleri buldu. G.Saray son iki maçta hiç tempoyu artıramadı. Kanattaki oyuncularını savunmanın arkasına sarkıtamadı. Bu üç isim topla sürekli sırtları rakip kaleye dönük buluştu. Bu da atakları hızlandırmak yerine daha da yavaşlattı, rakip savunmaların pozisyon almasına, pozisyon alanın da nefeslenmesine yol açtı.

Orta alana geçelim; geçen yıl Belhanda, Nzonzi, Seri forma giyerken ara boşlukları Ömer Bayram ve Selçuk ile doldurarak başlamıştı G.Saray. Bu sene Nzonzi, Seri ve Selçuk yok. Yerlerine Taylan ve Emre Kılınç var. Lemina’yı da eksikler listesine eklersek bu takımın orta sahasının transfere ihtiyacı olduğu geçen yılın ortasından beri belli. Ama transferin kapanmasına 3 gün kala Emre Kılınç dışında ne gelen var ne giden. Mevcut oyuncular güçleri ölçüsünde mücadele ediyorlar belki ama kendilerinden daha güçlü rakipleri karşısında çok eksik kaldılar. Her iki maçta da rakipler G.Saray ceza sahasında hep kalabalıklaştılar, sıkça ceza sahası içinde topla buluştular. Bana göre G.Saray orta sahası ne savunmada ne de hücumda beklenen katkıyı veremedi.

Defans hattında emektar Mariano gitti yerine Linnes’in vatandaşı Omar geldi. O bölgede çok büyük bir değişim yok belki, performans olarak da çok eleştirilecek durumları yok. Luyindama maç eksiği sebebiyle yürekleri zaman zaman ağızlara getirse de her geçen gün üzerine koyarak devam ediyor. Sol bekte Saracchi ve Emre Taşdemir’in üst üste kas sakatlığı yaşaması dışında tatsız bir durum yok şimdilik. Kalede Fatih olabildiğince güven veriyor. Muslera’nın dönüşüne kadar da tecrübesiyle oradaki stresi hafifletecekmiş gibi görünüyor.

Özetleyecek olursak Galatasaray oynadığı ilk dört maçta kendine göre zayıf ve hazır olmayan takımları rahat geçerken herkese umut veriyordu. Ama kendi denginde iki rakiple oynadığında da bütün bu umutları boşa çıkardı, ayaklar tekrar yere basmaya başladı.

Uzun süre topa sahip olmak maç kazandırmıyor, rakibi hataya sürükleyecek tempoyu yaratamıyorsanız topun sizde kalmasının hiç bir anlamı yok. Örneğin dün ilk 10 dakikadaki Rangers baskısının ardından topun kontrolü G.Saray’a geçti. Ancak geriye kalan 35 dakikalık bölümde bırakın tehlike yaratmayı tehlike öncesi atakları bile olgunlaştıramadık. İkinci yarı da benzer bir senaryo ile başladı ve oyuna ısınmadığımız o ilk anlarda üst üste kalemizde 2 gol birden gördük. İkinci golün santrası yapıldığında dakika 59’u gösteriyordu. Teknik heyet saha içine oyuncu değişikliği ile müdahale ettiğinde ise 66. İlk golden 66. dakikaya kadar yaklaşık 15 dakikalık bölümü tabiri caizse başı kesilen tavuk gibi oynadık. Sahada futbolcular, kenarda teknik heyet Glasgow soğunda dondu kaldı. Maçın sonlarında skoru 2-1’e getirdikten sonra karambol yaratacak doldur boşaltı bile yapamadık.

Artık eğri oturup doğru konuşmanın, külahları önümüze koymanın vaktidir.

Avrupa’ya veda edildiğine göre bence Galatasaray yönetiminin şu dakikadan sonra acilen yapması gereken takım maaş yükünü hafifletmektir. 2 milyon euronun üzerinde her oyuncu gönderilerek, gelirleri düşen ve bu yıl şampiyon olunsa dahi ekonomik olarak dibe vuracak olan kulübün üzerindeki maaş yükü mutlaka hafifletilmelidir. Babel maaş + primle 3,2M Euro, Muslera 3,8M Euro, Belhanda 4M Euro, Feghouli 4,2M Euro, Falcao 6,6M Euro kazanıyor bir sezonda. Toplamı 22 milyon Euroya denk düşüyor. Bu da günümüz kuruyla çarptığımızda kabaca 200 milyon Türk Lirası’na denk geliyor. Bu maliyetin ne kadarından tasarruf edilse kardır.

Eminim ki Galatasaray taraftarlarının bir çoğu yüksek maliyetli, düşük katkılı oyuncuların gönderilip bu sezonu yeni kurulacak genç bir takım ile geçirme, bu seneyi değil geleceği kazanma fikrine pozitif yaklaşacaktır. Mevcut karar vericiler olan Fatih Terim, Mustafa Cengiz ve ekibi ne yapacak, bunu da bir kaç gün içinde göreceğiz.

Değişim olmadan gelişim olmuyor.
Oynadığımız futbol bizi her gün kuruluş felsefemizden uzaklaştırıyor.
Yaşlı ve pahalı futbolcular çarkın dönmesine değil tıkanıp durmasına neden oluyor.
Gelir gider dengesinde zaten ekside olan kulüp kur dengesizliği ile beraber her gün daha da batağa sürükleniyor.
Zaman daha da fazla gecikmeden tepeden tırnağa değişim zamanı.

Not: Yazıda kullanılan görsel www.galatasaray.org ‘tan alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.